[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Ocak 2005, Cilt 5, Sayı 1, Sayfa(lar) 01
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
Neden Bilim Tarihi Özel Sayısı Çıkarıldı
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Çukurova Üniversitesi
 

Sözlük karşılığı Bilim Tarihi; Bilimin doğuş ve gelişme öyküsüdür. Bilim dallarında ulaşılan sonuçları bağlı oldukları koşullar çerçevesinde açıklamayı amaçlar. Bilim Tarihi, amacına, çeşitli bilim kollarında ulaşılan sonuçları sıralayarak değil, fakat daha çok, bu sonuçları bağlı oldukları koşullar çerçevesinde açıklayarak ulaşmaya çalışır. Görevi olguların ve buluşların bir katalogunu çıkarmaktan çok, bilimsel kavram, teori ve anlayışın doğuş ve gelişimini izlemek ve açıklığa kavuşturmaktır. Bilim tarihi, bilim kollarında ulaşılan sonuçları sıralamaktan daha çok bu sonuçları bağlı oldukları koşullar çerçevesinde açıklamayı amaçlar.

Bilim tarihi, sadece geçmişten günümüze bilimin gelişim ve geçirdiği evreleri kavramamıza yardımcı olmayacak; aynı zamanda “tarihî bilgilerden yararlanarak bilimsel kuramların çeşitli dönemlerde doğuşu ve yayılışını, bilginlerin düşünce biçimlerini ve toplumsal kurumların gelişim sürecine etkilerini felsefe, din ve sanat gibi diğer düşünsel etkinliklerle karşılıklı ilişkilerini, teknik bilginin oluşumundaki yerini, bireylerin günlük yaşamlarındaki değerini ve önemini...” (Tekeli ve ark., 1999: XV) sorgulamamıza yardım edecektir.

Söz konusu yaklaşım sosyal bilimler için belki açık fakat tarih bilgisi her bilim disiplini için geçerlidir. Ünlü Polonyalı bilim adamı, teoriysen ve tarihçi Malecki XIII. uluslararası bilim ve teknoloji kongresinde yaptığı konuşmasında “Geçmişi bilmeden mevcut durumu ve geleceği iyi değerlendirmek mümkün değildir” demiştir.

Ancak bilimin tarihi itibarı ile bir insanlık tarihi olarak yaşamın değişik alanları ile ilgili olduğu muhakkaktır. Batıda da yeni yeni şekillenen bilim tarihi, ancak yirminci yüzyılın ortalarına doğru kurumlaşarak üniversite eğitimi içinde yerini almış bulunmaktadır. Bilim tarihi eğitiminin hedefi ise insanlığın bilimsel mirasını tanımak; insan yaşamını yönlendiren sosyal, siyasî ve sanat tarihinin bilim tarihi içindeki yerini belirlemektir. İnsan hayatını kolaylaştıran bilimin toplumların gelişmesinde oynadığı rolü tarihten örnekler vererek ortaya koymak, çeşitli toplumların tarih kronolojisi boyunca yaptığı katkıları açıklamak, bilimin gelişmesini sağlayan şartları tartışmak ve geleceğe ışık tutmak olmalıdır.

Bilim tarihi bugün üzerinde bilerek veya bilmeyerek tartıştığımız bazı konuların daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Bilim ile din arasındaki çatışma yüzyıllar boyunca sürmüş ve bilim özgür ve deneye dayalı süreci benimseyerek son noktayı koymasını bilmiştir. Fakat bu çatışmanın devam etmediği anlamına gelmemelidir. Bilim dinin egemenliğinden ve etkisinden kurtulması ile özgürleşmekte ve özgürleştikçe de teknolojik ilerlemeyi sağlamıştır. İnsan aklının özgürleşmesi aynı şekilde insanın yaratıcılığını geliştirmiştir.

Bilim Tarihi yeni bir disiplin olmakla birlikte, kapsamı çok geniştir. Ülkemizde yeni olan “Bilim Tarihi” dersi genelde, tarih öncesi devirlerden günümüze kadar, değişik dönem ve medeniyetlerde genel olarak bilimin ve özel olarak da matematik, astronomi ve tabii bilimlerin gelişmesini inceleyen bir bilim dalı olarak ilgi görmüştür. Çoğunlukla konuyu Astronomi, Fizik ve Matematik bilimcileri sahiplenmişlerdir. Bilim çoğu kez sanıldığı gibi ilk defa ne Rönesans’tan sonra, ne de Batı dünyasında ortaya çıkmıştır. Bilim, insanlığın ortak kafa ürünüdür; kökleri ilkel toplumların yaşamına kadar uzanır.

Bilim tarihi ancak son 40-50 yıllık dönemde akademik bir disiplin niteliği kazanmıştır. Bilim, insanlığın ortak kafa ürünüdür ve kökleri ilkel toplumların yaşamına kadar uzanır. 20. yy da insanlığın kazandığı bilgi birikimi çeşitli din, dil, kültür, ırk ve bölgeye sahip ulusların ortak malıdır. Hiç bir ulus bilime kendi başına sahip çıkamaz. Bilim, insanların en çok işbirliği yapabildiği bir alandır. Bilimin toplumların geleceğindeki önemini kavramış toplumların sağladığı gelişmişliğin diğer ülkelerle karşılaştırılması ve buradan hareketle toplumların bilime katkıları ve geleceklerinin belirlenmesine yardımcı olacaktır.

Bilim çağı olarak adlandırılan 21. yy. bilişim düzeyinin artışı insanlığın aydınlanmasına büyük katkı yapacağı muhakkaktır. Bu süreçte ulusumuzun elini çabuk tutup bilim ve teknoloji transferinde açığını kapatması konusunda yapılması gerekenlerden biri genç nüfusunu bilimsel bilgi ile donatmak zorunluluğudur. Bu teknolojiye ulaşılabilmesi de, bunun “insanlığa ve yaşama” karşı kullanılmasının önüne geçilebilmesi de felsefi bir bilince, eleştirel bir düşünceye bağlıdır.

Yaşamın geçmişten günümüze yansımasının bir bütünlük içersinde işlenmesini sağlayan tarih bilincinin her disiplin için ayrı-ayrı işlenmesi geleceğin daha sağlıklı analiz edilmesini saplayacaktır. Konfüçyüs’ün ”karanlığa küfür edeceğine bir mum da sen yak” anlayışına uygun olarak üniversitelerimizi birer bilim yuvası haline getirmek istiyorsak üniversitelilik bilincinin alfabesi olan bilim kültürünün ta başından (üniversite eğitimin başlangıcında) anlatılması gerekir.

Bu anlamda üniversitelerde Bilim Tarihinin okutulması bir zorunluluktur. Ancak bunun öncelikle Bilgi ve Bilim Felsefesi; Bilgi ve Bilim Sosyolojisi ve yine Bilgi ve Bilim Psikolojileriyle esaslarının hazırlanması gerekir ki, Bilim Tarihi de hakkıyla kavranabilsin. Bilim tarihi dersinin diyalektik bir bakış açısı ile öğrencilerin sebep sonuç ilişkisi içerisinde olayları algılaması ve bu şekilde bilim anlayışının topluma da yaygınlaşması sağlanmalıdır. Bilgi çağını yakalamanın biricik yolu bilim anlayışının topluma benimsetilmesi sayesinde gerçekleşeceğinin artık toplumun her kesimi tarafından kabul görmesi gerekir.
[ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


tarafından geliştirilmiştir