[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Eylül 2008, Cilt 8, Sayı 3, Sayfa(lar)
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
Beceri Yanlı Teknolojik Değişme Yaklaşımı ve Gelişmiş Ülkelerde İşgücü Talebi
Neslihan Çelik
Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu
Giriş
The Skill-Biased Technological Change Approach and Labour Demand in Developed Countries

Özet
Teknolojik değişme, ekonomik büyüme ve istihdam ilişkisi ekonominin ilgi çekici konuları arasında yeralmıştır. Özellikle teknolojik gelişmelerin işsizliği artıracağı endişesi pek çok kuramsal çalışmaya kaynaklık etmiştir. Günümüzde teknolojik gelişme-istihdam etkileşimini açıklamaya yönelik hipotezlerden biri de beceri yanlı teknolojik değişmedir.Bu çalışmada adı geçen yaklaşımın temel varsayımları bazı ekonomilere ilişkin verilerle genel hatlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Gelişmiş ülkelere ilişkin verilerin bu tezi destekler nitelikte olduğu söylenebilir.

Anahtar Kelimeler: İşsizlik, teknoloji, teknolojik değişme, beceri yanlı teknolojik değişme, işgücü talebi

Abstract
Technological change, economic growth and employment are interesting subjects of economics. There is a common fear that technological progress increases unemployment. The skill-biased technological change hypothesis analyses the relationship between technological progress and unemployment. The objective of this work is to introduce the assumptions of this approach using data related to some countries. We can say that recent findings in some developed. countries also support the view.

Key Words: Unemployment, technology, technological change, skill-biased technological change, labour demand.

Giriş
Genel olarak teknoloji-işgücü ilişkisi farklı kuramsal yaklaşımlarla gündeme gelen çok eksenli bir konudur. Esasen teknolojik değişme olgusunu ekonomik büyüme dinamiği olarak açıklayan geniş bir literatürden bahsedilebilir.Teknolojik gelişme ve istihdam ilişkisi de ilgi çeken sorunsallardan biri olarak çoğu hipotezin merkezinde yeralmıştır.

Beceri yanlı teknolojik değişme hipotezi teknolojik gelişmenin istihdam yapısına etkisi bağlamında getirdiği açılımla dikkate değer görünmektedir. Ancak bu tarz açılımların kuramsal ve ampirik olarak gelişmiş ülkeler üzerine yoğunlaştığı belirtilmelidir. Gelişmekte olan ülkelerde ise teknolojik değişme-emek ilişkisini sanayileşme süreci içinde ve ilgili politik alanlarla değerlendirecek bir analize gereksinim vardır. Bu çalışmanın amacı ise sözkonusu hipotezi genel hatlarıyla incelemek ve gelişmiş ülkelerde mevcut eğilimi gözlemlemektir. Bu amaçla öncelikle iktisat kuramlarının teknolojik değişme konusuna yaklaşımları özetlenmiş ve beceri yanlı teknolojik değişme hipotezinin temel dayanakları ampirik bulgular eşliğinde kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.

Teknolojik Değişmeye İlişkin Temel Yaklaşımlar
Teknoloji kavramını kısaca bilimsel bilginin üretim sürecine aktarılması; bilgi, organizasyon ve tekniğin entegrasyonu olarak açıklayabiliriz (Smith, 1994:6). Teknolojik değişme olgusunun tarihsel gelişim sürecinde çeşitli iktisat kurumlarınca farklı şekilde ele alındığını görmekteyiz. Örneğin; teknolojik gelişme yaklaşımı üretim fonksiyonu temeline dayanan neoklasik büyüme modelinde; teknolojinin ekonomiye egzojen olduğu varsayılmakta ve teknolojik bilginin kamusal niteliğe sahip olduğu kabul edilmektedir (Vaitsos, 2003:25). Teknolojinin bir üretim faktörü olduğu bu modelde teknolojik değişim, üretim fonksiyonundaki yukarı doğru kaymalar olarak görülmekte ve üretimdeki artışın kullanılan üretim faktörlerindeki artışla sağlanan kısmı dışındaki “artık” bölümü, teknolojik gelişmenin katkısı olarak değerlendirilmektedir (Solow, 1971). Bu anlayışta üretim teknolojisinin değişmesi belli bir girdi bileşimi kullanılarak daha yüksek miktarda ürün elde edilmesini olanaklı hale getirir.

Neoklasik literatürde teknolojik değişme olgusu içerilmemiş ve içerilmiş olarak ele alınmakta olup; ilkinde sermaye homojen kabul edilmekte ve bütün teknolojik bilgi düzeylerinde üretim araçlarının tamamının aynı niteliğe sahip olduğu varsayılmaktadır. Zaman içinde aynı girdilerden daha fazla çıktı elde etmenin olanaklı görüldüğü modelde teknolojik gelişmenin ortaya çıkması da üretim fonksiyonun sürekli kayması olarak kabul edilmektedir. Bunun ne şekilde olacağı bağlamında ise teknolojik gelişmenin nötr, işgücü kullanımlı ve sermaye kullanımlı olarak sınıflandırılması gündeme gelmiştir (Hahn and.Matthews, 1970:367-369). İçerilmiş teknolojik değişmede ise teknolojik gelişmenin ortaya çıkması için zamanın geçmesi yetmeyip yeni yatırımların yapılması gerekir. Modelde egzojen nitelikli teknolojik ilerleme sermaye mallarına içerilmiş olup, farklı tarihlerde yapılan her makina en son bilgi ve teknolojiyi yansıtmakta ama yapıldıktan sonraki yenilikleri içermemektedir. Bu durumda üretim fonksiyonunun heterojen yapısı sözkonusu olmaktadır (Solow, 1959). Teknik bilginin ekonomik değişkenlerden bağımsız olduğu bu yaklaşımda, içerilmemiş teknolojik değişmeden farklı olarak teknolojik gelişmenin ekonomiye aktarılması için yatırım yapılması gerekmektedir.

Neoklasik kuramda teknolojik değişmenin egzojen kabul edilmesi, teknolojik değişim ve ekonomik büyüme arasındaki nedensel bağlantıyı kurmada zorluk yaratmıştır. 1980'lerde ise neoklasik kuramdan farklı olarak teknolojik değişmeyi içselleştirme çabaları ortaya çıkmış ve Schumpeter'in çalışmalarından yola çıkan “evrimci kuram” gelişmiştir. Schumpeter'in, öncelikli ilgisi icat ve inovasyon vasıtasıyla yeni teknolojideki gelişme olmuş ve inovasyon tabanlı büyüme teorisinde, teknolojik rekabet büyümenin itici gücü, teknoloji ise ekonomiye endojen kabul edilmiştir (Fagerberg,2004:2-7). Kapitalizmi evrimci bir süreç olarak düşünen Schumpeter'e göre; “yaratıcı yıkım” süreci kapitalizmin asli unsurudur. Yaratıcı yıkım inovasyona dayandığı için yaratıcı; eski teknolojileri ve yeni teknolojilere ayak uyduramayan firmaları piyasa dışına ittiği için de yıkıcıdır (Aghion,2000:4-6). Firmalar geliştirdikleri yeni teknolojilerle başlangıçta tekel karı elde etseler de rakip firmaların bu süreci taklit etmeleri ile tekel karı aşınmaya baslar. Bu durum ise firmaları devamlı bir şekilde yeni ürün ve üretim süreci geliştirmeye zorlar. Schumpeter'in görüşlerinden hareket eden evrimci yaklaşım da, firma yaratıcılığını, teknolojik yenilik ve öğrenme süreçlerini ön plana çıkarmıştır. Analiz birimi firmalar ile diğer ekonomik aktörlerin oluşturduğu bir sistem olup; teknolojik sistem yaklaşımı, endüstriyel kümeler yaklaşımı ve ulusal inovasyon sistemi yaklaşımı olmak üzere üç çeşit sistem geliştirilmiştir (Smith, 1994a:3).

Neoklasik yaklaşımdan farklı olarak büyümeyi, ekonomik sistemin işleyişinin içsel bir sonucu olarak değerlendiren yeni büyüme teorilerinde de teknolojik gelişmenin içselleştirildiğini görmekteyiz (Romer, 1986; Lucas, 1988). Yeni büyüme modelleri, büyümenin itici gücü olabilecek dinamikleri araştırmış, gelişmekte olan ülkeler açısından beşeri sermaye, teknolojik gelişme, kamu politikaları ve ar-ge faktörünün rolü üzerinde durmuştur.

Son dönemlerde ise teknolojik değişme olgusuna, becerili işgücü ve becerisiz işgücü arasındaki işsizlik oranları ve ücret farklılıklarını açıklama odaklı bakan yaklaşımlar dikkat çekmektedir. ABD, İngiltere, Japonya ve OECD ülkelerinde becerili ve becerisiz işgücünün işsizlik ve ücret oranları arasında artan fark, pek çok çalışmaya konu olmuştur (Katz ve Murphy, 1992; Goldin ve Katz, 1999; Chay ve Lee, 2000; Machin, 1996; Katz ve Revenga, 1990; Freeman, 1988; Davis, 1992; Nickell ve Bell, 1995). Beceri yanlı teknolojik değişme hipotezi de bu farklılıkları açıklamaya yönelik yaklaşımlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Teknolojik Değişme ve İşsizlik
Sanayi Devrimi çoğu geleneksel mesleği yok etmiş ve sonraki dönemde üretim teknolojilerindeki değişiklikler mesleki yapıyı değiştirmeye devam etmiştir. Teknolojik gelişmenin hız kazanmasıyla işsizliğin artacağı endişesi de pek çok araştırmaya kaynaklık etmiştir. Yeni teknolojilerin istihdam ve meslekler üzerindeki etkisi konulu tartışmalar aslında yeni değildir. Teknolojinin etkileri üzerine çağın ilk tartışması Büyük Bunalım öncesi ve süresince yapılmış; ekonomistler fabrikaları ve sanayi sektörünü inceleyerek, özellikle imalat sanayiinde yeni teknolojilerin işçilerin yerine geçmesi olasılığını araştırmışlardır.1920'ler boyunca işçilerin işsizlik ve gelir kaybına ilişkin bulgular ortaya çıksa da bu veriler ekonominin bütününe ilişkin genelleme yapacak düzeyde olmamıştır. Bunun yanısıra ekonomistlerin verimlilikteki artışla istihdamdaki azalış arasındaki bağı irdelemek üzere imalat sanayiinde çıktı, istihdam ve verimliliğe ilişkin parametreleri inceledikleri de anlaşılmaktadır. 2.Dünya Savaşı'nı izleyen dönemde teknolojik gelişmeler ve istihdamda ortaya çıkan devresel dalgalanmalar konusu tekrar canlanmış ve kendi kendine işleyen imalat teknolojilerini (self-acting manufacturing technology) tanımlamak üzere otomasyon kavramı geliştirilmiştir (Woirol, 1996).Bu dönemde otomasyonun kitlesel işsizliğe neden olacağı korkusunun da yaygın olduğu gözlenmektedir. Günümüzde ise ağırlıkla bilişim ve iletişim teknolojisinin (BİT) istihdam üzerine etkilerine ilişkin tartışmalara yoğunlaşıldığı görülmektedir.

Geleneksel modellerde hızlı büyümenin işsizlik oranını azalttığı düşünülmektedir (Pissarides, 1990). Bu modellere göre, büyüme oranı arttıkça yaratılan iş sayısı da artar. Öte yandan Schumpeteryan büyüme modelinde hızlı büyüme yaratıcı yıkım etkisi ile işsizlikte bir artışa neden olur.(Aghion ve Howitt,1994). Bu yaklaşımda hızlı teknolojik gelişme, mevcut teknoloji ve becerilerin hızla demode hale gelmesi ve bu yüzden geçici işsizlikle birlikte yürümektedir.

Gerçekten de çoğu OECD ekonomisinde bilgisayar, elektronik,havacılık ve uzay gibi yüksek teknoloji sanayilerinde ve eğitim, bilişim gibi bilgi yoğun hizmet sektörlerinde üretim ve istihdam artarken, bunun işgücünün bazı kesimlerindeki işsizlikle birlikte yürüdüğü görülmektedir. Bu ülkelerde düşük becerili grupların istihdam ve ücret düzeyinin kötüye gittiği fark edilmektedir. 1970-94 yıllarında, aralarında ABD, Japonya ve Kanada gibi ülkelerin bulunduğu 19 OECD ülkesinde imalat sanayiinde becerili işgücünün istihdamı ortalama %0.1 artarken, becerisiz işgücünün istihdamı %0.7 gerilemiştir.Aynı dönemde yüksek düzeydeki ücretler %0.2 yükselirken, orta düzeydeki ücretler %0.2 ve düşük düzeydeki ücretler %0.7 azalmıştır (OECD, 1996:17).

İşte emek piyasasındaki bu eğilimi açıklamaya dönük farklı hipotezler geliştirilmiştir.Bunlardan biri küreselleşmenin etkisidir. Buna göre; düşük ücretli ülkelerden yapılan ithalatın artması, bahsi geçen OECD ülkelerinde düşük becerili işgücüne talebin düşmesine neden olmaktadır. Firma davranışındaki değişmeler de, beceri düzeylerindeki ücret farklılıklarını açıklamaya yönelik ortaya konulan argümanlardandır. Bu yaklaşımda, esnek çalışma sisteminin çalışanları daha yaratıcı, insiyatif sahibi, problem çözücü, değişime açık olmaya zorladığı düşünülür.Diğer bir hipotez ise teknolojik değişmenin gittikçe daha becerili işgücü lehine yani beceri yanlı olduğu görüşüdür (OECD, 1996)

Beceri Yanlı Teknolojik Değişme Hipotezi
Beceri yanlı teknolojik değişme (BYTD) yaklaşımının temelinde teknolojik inovasyonların yüksek becerili işgücünü tamamladığı varsayımı yatar. Bu hipotezde teknoloji-emek ilişkisinde ikame değil tamamlayıcılık sözkonusu olup; fiziki sermaye ve yeni teknolojiler daha becerili işgücü ile tamamlanır. Bu nedenle düşük becerili işgücüne talep azalırken yüksek becerili işgücüne talep artar ve beceriye dayanan ücret farklılıkları yükselir. Beceri yanlı teknolojik değişme yüksek becerili işgücünün verimliliğini de artırdığından ücret artışına neden olacak ve bu kesim lehine ücret primi yaratacaktır (Weiss ve Garloff, 2005:2-5).

Literatürde becerili işgücünün genel olarak; eğitimli, yetenekli ve deneyimli olma anlamında kullanıldığını görmekteyiz. BYTD persfektifinde yeni teknolojilerin ve özellikle yüksek teknoloji sektörlerinin değişime uyum sağlayacak daha nitelikli işgücüne gereksinim duyduğu kabul edilmektedir (Bartel ve Sicherman, 1998).Yeni teknolojilerin uyarlanması ve kullanılmasında becerili işgücü öğrenme avantajına sahiptir ve bu yüzden teknolojik gelişme, onun kullanımı için gerekli beceri talebindeki artışla beraber yürür (Greenwood,J ve Yörükoğlu,1997).

Teknolojik gelişmelerin becerili işgünün lehine olması yani beceri tamamlayıcı teknolojilerin gelişimini Acemoğlu 20.yüzyılın olgusu olarak değerlendirir (2002). Acemoğlu'na göre 19.yy beceri yerine geçen teknolojik gelişmelerle karakterize edilebilir. Bu dönemde becerisiz işgücü arzının fazlalığı ve yedek işgücü ordusundaki büyük artış bu teknolojilerden yararlanmayı karlı hale getirmiştir. Son 60 yıldır, hatta son yüzyıl boyunca ise yüksek becerili işgücünün tamamlayıcı olduğu teknolojilerin geliştiği söylenebilir. Kişisel bilgisayarlar, bilgisayar destekli üretim teknikleri, robotlar v.b. teknik gelişmeler becerili işgücünün tamamlayıcısı olarak görünmektedir. Bu yüzyılda becerili işgücü arzının sürekli büyümesi bu teknolojilerin gelişmesini teşvik etmiştir. Çünkü becerili işgücünü tamamlayan donanımı, ancak onları kullanacak becerili işçiler oldukça geliştirmek karlı olacaktır. Acemoğlu ayrıca, teknik değişimin üretim organizasyonunu etkileyeceğini ve emek piyasası örgütleri ve uluslararası ticaretin teknik değişme ile etkileşim içinde olduğunun altını çizer.

Geleneksel görüş yeni teknolojiler çıktığı zaman eski mesleklerin ortadan kalktığı fakat daha sonra bunun yerini daha yaratıcı istihdam olanaklarının aldığı yönündedir.Buna göre yeni fikirlerin, ürünlerin ortaya çıkması ve yayılması ekonomide baştan başa bir yaratıcı yıkım sürecini ortaya çıkarır.Yeni teknolojiler bazı endüstrilerde özellikle düşük becerili çalışanlar aleyhine işleri yok ederken, farklı endüstrilerde farklı beceriler gerektiren işler yaratırlar (OECD,1998).

BYTD'ye göre de yüksek teknolojili sektörlerin ve özellikle bilgisayar ve bilişim teknolojilerinin yeni meslekler yarattığı görülmektedir. Northcott ve Rogers, İngiltere'de 1200 fabrikayı incelediği çalışmalarında mikroelektronik kullananların üçte ikisinin istihdamında fazla bir değişiklik olmadığını göstermişlerdir.Çünkü bazı işler elimine olurken yenileri ortaya çıkmıştır (1988:313). BİT'te mesleki tecrübe, sayısal okur-yazarlık, metin okuryazarlığı ve doküman okuryazarlığı gibi beceri ölçütleri belirleyen Soete ve Weel'de, sektördeki değişmenin pozitif ve negatif etkisine dikkat çeker (2001:146-147). Buna göre BİT yeni meslek ve istihdam yaratma potansiyeli yanında, eski mesleklerin yerini alan donanımıyla negatif bir etkiye de sahiptir ancak bu etki daha ziyade becerisiz işgücüne yönelik olmaktadır.

Teknolojik şokların da düşük becerili işgücü istihdamına etkisi olduğu düşünülmektedir.Buna göre teknolojik şoklar düşük eğitimli işgücünün yüksek eğitimli işgücü tarafından dışlanmasına (crowding out) neden olmaktadır (Galbis ve Sneessens,2004:22). Çünkü, iş arama ve iş rekabeti yüksek becerili işgücünü aynı zamanda basit işlere yönlendirebilir. Bu durum basit işlerin de daha becerili işgücü tarafından işgal edilmesi olasılığını artırır.

Son yıllarda çoğu ülkede istihdamın yapısında önemli değişiklikler olduğu ve talebin becerili işgücü lehine kaydığı yaygın kanı haline gelmiştir ( Nickell ve Bell,1995; Katz ve Autor, 1999; Machin, 2001). BYTD anlayışı, modern işyerlerindeki yeni teknolojiler nedeniyle işverenlerin daha becerili işgücü talep ettiği argümanını benimser. Buna göre yüksek verimlilik sağlayan yeni teknolojileri kullanabilecek beceriye sadece bazı çalışanlar sahiptir ve işverenler de yeni teknolojilerin tamamlayıcısı olan bu becerili işgücünün ücretlerini artırmaya hazırdırlar. Yeni teknolojileri kullanmak için yeterli beceriye sahip olmayan düşük becerili işgücünün ise ücretleri düşmekte ve bu kesim işlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Beceri Yanlı Teknolojik Değişme ve İşgücü Talebi
Becerili işgücüne talebin son yıllarda önceki 30 yıldan hızlı arttığını görmekteyiz (Autor ve diğerleri,1998:1171 ). BYTD yaklaşımın öngördüğü gibi çoğu OECD ülkesinde son 20-30 yılda düşük becerili grupların istihdam ve ücret düzeyi kötüye gitmektedir. 1979-92 aralığında OECD üyesi Avrupa ülkelerinde işsizlik oranı ortalama %5.4'ten %9.9'a yükselirken işsizliğin büyük oranda becerisiz işgücü arasında yoğunlaştığı göze çarpmaktadır. 1991-2001 yıllarında toplam istihdam oranı OECD ülkelerinde yıllık %0.1 oranında artarken, aynı dönemde üst orta eğitimden düşük eğitim seviyesine sahip çalışanların istihdam oranı yılda %0.3 azalmıştır (OECD, 2004:186). İngiltere'de 1980 yılında lisans üstü derecesine sahip olanların istihdamdaki payı %5'ten 2000 yılında %17.2'ye, ABD'de ise aynı dönemlerde %19.3'den %27.5'e çıkmıştır (Machin, 2001:756).

2004 yılı itibariyle OECD ülkelerinde 25-64 yaş grubunda yüksek öğretim mezunu işgücünün işsizlik oranı %3.9 ve işgücüne katılma oranı %87.2 iken, üst-orta öğrenim için bu değerler sırasıyla %6.2 ve %79 düzeyindedir. AB ülkelerinde aynı dönemde yükseköğretim mezunlarının işsizlik oranı %4.2 ve işgücüne katılma oranı %87.9 iken, üst-orta öğrenim mezunlarında %7.2 oranında işsizlik ve %79.4 oranında işgücüne katılma gözlenmiştir (bkz. EK1).

1993-2002 yıllarında bazı ülkelerde (Almanya, Avusturya, İtalya, Yunanistan, İsviçre, Danimarka, Belçika) düşük eğitim gerektiren işler azalmış, diğerlerinde (Fransa, ABD, İspanya, İngiltere, Hollanda, Yeni Zelanda, Lüksemburg) ise düşük eğitimli işlerde istihdam artışı diğer işlerdeki istihdam artışının gerisinde kalmıştır (OECD,2004:186).Aşağıdaki tabloda seçilmiş beş OECD ülkesinde 1970-99 aralığında düşük becerili işgücüne ait işsizlik oranlarının artan bir seyir izlediği görülmektedir.

Machin ve Reenen (1998:1216-18) tarafından yapılan ve yedi sanayileşmiş OECD ülkesinin (Danimarka, Fransa, Almanya, Japonya, İsveç, İngiltere, ABD) incelendiği çalışmada da emek talebinde becerili işgücü lehine bir kayma saptanmıştır. Benzer eğilim Avrupa ülkeleri yanında, çoğu Latin Amerika ve Asya ülkesi için de geçerlidir. ILO'nun (2006) 1990-2000 aralığını kapsayan yedi ülkeye (Srilanka, Avusturya, Venezüella, Filipinler, Çek Cumhuriyeti, Nikaragua, Mauritius Cumhuriyeti) yönelik araştırmasında yüksek becerili mesleklerin düşük becerili mesleklerden daha hızlı arttığı tespit edilmiştir.Yine ILO'nun (2007) emek piyasasına ilişkin temel göstergelere yer verdiği raporunda, 2005 yılı itibariyle gelişmiş ülkelerde ilköğretim mezunu bir kişinin işsiz kalma olasılığının yükseköğretim mezunundan en az 3 kat fazla olduğu belirtilmektedir. Bu tablonun da özellikle gelişmiş ülkelerde yüksek eğitimli ve becerili işçilere talebin arttığını ve düşük eğitimli işçilere talebin azaldığını yansıttığı düşünülebilir.

Bu eğilimin gelişmiş ülkelerdeki sanayii ve ihracat yapısı ile ilintisi olduğu düşünülebilir. UNCTAD (2007) raporuna göre, 2005 yılında AB ülkelerinin dünya imalat sanayii katma değerinde %27.6 ve NAFTA ülkelerinin %25.4 oranında payı vardır. Dünya imalat sanayii ticaretinde ise adı geçen bölgelerin payı sırasıyla %35.2 ve %17.8 düzeyindedir. Dünya Kalkınma Raporu (2007) verilerine göre 2004 yılı itibariyle yüksek gelirli ülkelerin toplam mal ihracatının %81'ini imalat sanayii ihracatı oluşturmaktadır. Bu ihracatta yüksek teknoloji yoğun malların payı ortalama %20 seviyesindedir. Bu ülkelerden ABD'de imalat sanayii ihracatının %32'sini ve İngiltere'de %24'nü yüksek teknolojili ürünler oluşturmaktadır. Aynı dönemde düşük gelirli ülkelerde ise imalat sanayii ihracatı toplam mal ihracatlarının %51'ini meydana getirmekte olup; bu ihracatta yüksek teknoloji yoğun malların ağırlığı sadece %4'te kalmıştır.

2005-2006 aralığında az gelişmiş ülkelerin imalat sanayii ihracatının önemli bir bölümünü, doğal kaynağa dayalı ürünler (%52'sini) ve düşük teknoloji yoğun ürünler (%41'ini) oluşturmaktadır. Aynı süreçte gelişmiş ülkelerde kaynağa dayalı imalat sanayii ihracatının %20, düşük teknoloji ihracatının %15 dolayında olduğu görülmektedir. Ağırlığı ise %40'ı aşkın payıyla orta teknolojili mallar ve %20 civarındaki payıyla yüksek teknolojili mallar almaktadır (UNCTAD, 2008:18-19). Sonuç Çeşitli iktisat kurumlarınca farklı şekilde ele alınan teknolojik değişim olgusu, son dönemlerde becerili işgücü ile ilişkisi boyutuyla ve ücret-işsizlik oranları farklılıklarını açıklama odaklı olarak gündeme gelmiştir. Teknolojik gelişme işsizlik ilişkisini açıklamaya çalışan yaklaşımlardan biri olarak ortaya çıkan beceri yanlı teknolojik değişme; yeni teknolojiler ve yüksek becerili işgücü arasındaki tamamlayıcılık ilişkisine ve işgücü talebinin yüksek becerili işgücü lehine hareketine dikkat çeker.

Gerçekten gelişmiş ülkeler açısından beceri yanlı teknolojik değişme hipotezinin öngördüğü talep kaymasını destekleyecek ampirik bulgular sözkonusudur. Gelişmiş OECD ekonomileri ve Avrupa ülkelerinde yüksek eğitimli işgücü talebinin arttığı gözlenmektedir. Ancak bu ülkelerde ihracatın teknolojik yapısı da dikkat çekicidir. Orta ve yüksek teknoloji yoğun malların imalat sanayii ihracatında önemli bir yere sahip olduğu ekonomilerde becerili işgücüne yönelik talep artışı şaşırtıcı gelmemektedir.Kaldı ki sözkonusu ekonomilerde yüksek inovasyon yeteneği de gözardı edilmemelidir (UNCTAD (2005). BYTD yaklaşımında varsayılan teknolojik inovasyonların yüksek becerili işgücünü tamamladığı varsayımı ampirik bulgularla çelişir görünmemektedir.

Öte yandan bu yaklaşımın istihdam politikaları bağlamında daha detaylı sınanmaya gereksinimi olduğunu düşünmekteyiz. Gelişmekte olan ülkelerde ise; teknoloji-emek ilişkisini kurgulamada ve teknolojik yetenek birikimi sağlamada istihdam ve teknoloji politikalarının etkileşimini sağlayacak bütüncül bir kalkınma programı oluşturma çerçevesinde ele alınmasının yararlı olacağı kanısındayız.

Kaynakça
Acemoglu, Daron (2002). “Technical Change, Inequality, and The Labor Market”, Journal of Economic Literature, Vol. 40, No. 1.

Autor, David ve diğerleri (1998) “Computing Inequality: Have Computers Changed The Labor Market?”,The Quarterly Journal of Economics, Vol. 113, No. 4 .

Aghion, Phillippe (2000) “Knowledge and Development: A Schumpeterian Approach”, ABCD Conference, 27 June .

Aghion, P. and Howitt, P.,(1994), “Growth and Unemployment”.Review of Economic Studies, 61: 477 – 494

Bartel, A. and N.Sicherman (1998),”Technological Change and Skill Acquisition Young Workers”, Journal of Labor Economics, 16/4

Chay, Kenneth Y and Lee, David S(2000). “Changes in Relative Wages in the 1980s: Returns to Observed and Unobserved Skills and Black-White Wage Diferential”s. Journal of Econometrics,Vol. 99,No. 1.

Davis, Steven J(1992) “Cross-Country Patterns of Change in Relative Wages”, National Bureau of Economic Research, Working Paper No. 4085.

Fagerberg, Jan (2004) “The Dynamics of Technology, Growth and Trade:A Schumpeterian Perspective”, Elgar Companion to Neo-Schumpeterian Economics, ed. H.Hanusch and A.Pyka Edward Elgar, Cheltenham.

Freeman, Richard B(1988). “Evaluating the European View that the United States has noUnemployment Problem”The American Economic Review, Vol. 78.No. 2

Galbis, Moreno-E. and H.R. Sneessens (2004). “Low-Skilled Unemployment, Capital-Skill Complementarity and Embodied Technical Progress”, IRES Discussion Paper 2004-25

Goldin, Claudia, and Katz, Lawrence F(1999). “The Returns to Skill in the United States across the Twentieth Century”. National Bureau of Economic Research, Working Paper No. 7126

Greenwood, J. and Yorukoglu, M (1997). "1974". Carnegie-Rochester Conference Series on Public Policy, 46, June, 49-95.

Hahn, F.H. and R.C.O.Matthews (1970). “Growth and Technical Progress:A survey”, Growth Economics,London: Penguin Modern Economics Readings.

ILO (2006)., Key Indicators of the Labor Market Fourth Edition

ILO (2007), Key Indicators of the Labor Market Fifth Edition

Katz, Lawrence F and Revenga, Ana L (1990). “Changes in the Structure of Wages: The U.S. versus Japan.” National Bureau of Economic Research, Working Paper No. 3021

Katz, Lawrence F.and Murphy, Kevin M (1992). “ Changes in Relative Wages, 1963 - 1987: Supply and Demand Factors” The Quarterly Journal of Economics, Vol. 107.No. 1.

Katz, Lawrence F. and Autor, D (1999). ‘Changes in the Wage Structure and Earnings Inequality', inAshenfelter, O. and Card, D. (eds) Handbookof Labor Economics, North Holland.

Lucas, R.E (1988) “On The Mechanics of Economic Development”, Journal of Monetary Economics, Vol:22.

Machin, Stephen (1996). “Wage Inequality in the UK”. Oxford Review of Economic Policy, Vol.12.No. 1.

(2001) “The changing nature of labour demand in the new economy and skill-biased technology change”, Oxford Bulletin of Economics And Statistics, 63, Special Issue .

Machin, Stephen And John Van Reenen (1998). “Technology And Changes In Skill Structure:Evidence From Seven OECD Countries” The Quarterly Journal of Economics, November.

Nickell, S. and Bell, B (1995). ‘The Collapse in Demand for the Unskilled and Unemployment across the OECD', Oxford Review of Economic Policy, Vol. 11.

Northcott, J. and Rogers, P. (1984): ‘Microelectronics in british industry: the pattern of change', Policy Studies Institute.

OECD (1996) The Knowledge Based Economy

OECD (1998). The OECD Jobs Strategy, Technology, Productivity And Job Creation: Best Policy Practices, Highlights

OECD (2004),Employment Outlook 2004

OECD (2007). Factbook 2007

Pissarides, C. A. (1990). Equilibrium Unemployment Theory. Oxford, Blackwell

Romer, P.M (1986). “Increasing Returns and Long-Run Growth,” Journal of Political Economy, vol. 94 (October)

Smith, Keith (1994). “New Directions in Research and Technology Policy :Identifying Key Issues”, STEP Report.

(1994a)“Interactions in Knowledge Systems: Foundations, Policy Implications and Empirical Methods” STEP Report, November .

Soete, Luc.and Bas ter Weel (2001), “Computers and employment:The truth about e-skills” EIB Papers, Volume 6 No 1.

Solow, R (1971). “Technical Change and the Aggregate Production Function”, The Economics of Technological Change, ed. Nathan Rosenberg, Harmondsworth:Penguin Books.

(1959) “Investment and Technical Progress.” In Arrow, K., Karbin, S., & Suppes, P. (Eds.), Mathematical Methods in the Social Sciences. Stanford University Press, Stanford .

The World Bank (2006). Turkey : Labor Market Study.

The World Bank (2007). World Development Report

TUİK (2007), Hanehalkı İşgücü Anketi.

UNCTAD (2005), World Investment Report

UNCTAD (2007) Trade and Development Repor

t UNCTAD (2008), The Least Developed Countries Report,

Vaitsos, C.V (2003) “Growth Theories Revisited: Enduring Questions With Changing Answers”, UNU/INTECH Discussion Paper, 2003-9.

Weiss, Matthias. and Alfred Garloff (2005), “Skill Biased Technological Change and Endogenous Benefits: The Dynamics of Unemployment and Wage Inequality”, ZEW Discussion Paper No. 05-79

Woirol, G.R. (1996). The Technological Unemployment and Structural UnemploymentDebates. Westport, CT: Greenwood Press.

  • Başa Dön
  • Giriş
  • [ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
    [ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


    tarafından geliştirilmiştir