[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Eylül 2008, Cilt 8, Sayı 3, Sayfa(lar)
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
SAĞLIK PROFESYONELLERİNİN DEĞİŞEN DOĞASI: TÜRKİYE'DE TIP FAKÜLTELERİNDE ANTROPOLOJİK TIP ENSTİTÜSÜ'NÜN ÖRGÜTLENMESİNE YÖNELİK MODEL ÖNERİSİ
Serhat SOYŞEKERCİ
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Giriş
Amaç ve Kapsam
Bürokratik gücün atfettiği rol, sağlık profesyonellerini otorite kaynağı yapmakta; araştırma laboratuarlarında tıbbi alet, donanım ve makinaların teknolojiler yoluyla otoritesine katkı sağlamaktadır. Böylece hekimin kendi otoritesine güven beslemesi, bilgisayar terminalleriyle kurulmuş partnerlik uygulamaları yoluyla deneyimli ‘müşteriler' ile görüşmelerine aracılık eden bir söyleme dönüşmüştür. Bu durumda hastaların kendi doktorlarını, öğrencilerin kendi öğretmenlerini seçmesine imkân tanıyan kamusal bir biçem oluşur. Üniversitelerdeki sağlık profesyonellerinin yaşamlarındaki belirleyiciler, araştırmalarındaki başarılar, tıbbın gelişimine yaptıkları anlamlı katkılar, tıp öğrencilerine verilen eğitim ve verdikleri klinik hizmetten gurur duymalarına dayalı söylemin yerini işletme marjı almaktadır. Böylece salt tıbbi örgütlenme hekimin muayenehanesini montaj hattına dönüştürerek insani iradeyi dıştalayan yabancılaşma ve kişiliksiz ‘organsız bedenler' üreterek otonom olan bedene heteronom (başkası tarafından yönetilen) düzenlemeler getiren bir tekelin kontrolsüz olarak genişlemesine koşuttur. Bütün bunlar mühendisliğe (teknik hatalar) dayalı duygusuzca (yorum hataları) oluşan anlayışa da dikkâtleri çeker. Çalışmada tıp fakültelerinde tıbbi organizasyona alternatif olarak insanı merkez alan Antropolojik Tıp Enstitüsü kurulmasına yönelik bir model önerisi sunulmaktadır. Öneri, temelde paramedikal (tıp dışı) ancak bir yönüyle medikal (tıp içi) olanın kendisine yöneliktir. Bunu harekete geçiren sebebi sağlık hizmetini tekelleştiren ilk mesleğin hekimlik olmasında aramak gerekir. Aslında kendi kendini eğitmiş kişinin özgürlüğü aşırı eğitimli bir toplumda nasıl budanırsa, aşırı tıplaşma da iyileşme özgürlüğünü o ölçüde budar. Böylece bilgide uzmanlık ve bilginin kullanımındaki insani yaklaşım birbiriyle katıştırılarak profesyonelleşme çatısı altında tekelleşir. Sonuçta tıp dışı ya da meslekten olmayan kişilerin diline karşı geliştirilen bilimsel tıp jargonu, sağlık profesyonellerinin mesleki ayrıcalığını gündelik yaşamda insanlara karşı üstünkörü bir seçkinciliğe dönüştürür.

Sorunsal
Araştırmaya ilişkin varsayımlar şunlardır,

1) Medikal bürokrasi şeklinde keşif yoluyla tıp hastalıkları aramak ve yeni bir hastalık kategorisi bulmak tıp bilimini girişimin ölçümlerle doğrulanmasına, klinik çalışma ve denemelere, mühendislik normlarına göre değerlemeye indirgemektedir. Organik olan ile organik olmayan hastalıkların sınıflandırılması, anatomi-klinik ile nicel gözlemlere bağlı olarak hastayı toplu ve homojen mekâna davet eden koşulsuz bir itaate zemin hazırlamaktadır.

2) Tıbbın yeni klinik vizyonu, hekimin erdemli rolünden (aydın-bilimsel) patron / girişimci rolüne dönüşmektedir.

3)Tıbbın kendi mesleki yapısı içinden alt-meslekler türemektedir. Diyetisyenlik, fizyoterapistlik, cilt-bakım ve masaj-terapi uzmanları vb gibi. Böylece tıbbın pazar payı kontrolsüzce genişlemektedir.

4) Tıbbın önceleri sınırlı pazarı kontrol ederken artık pazar sınırı kalkmış ve hasta olmayanlar bile profesyonel bakıma bağımlı hale gelmiştir.

5) Gerçekte kültürel ve gündelik yaşam tüm hastalıklarda ‘ağrı'yı gizli ve aktarılamaz, değer dışı kabul ederken; hekimlerin ağrıya dokunulabilen, ölçülebilen, verileştirilen, sayısallaştırılan sistematik bir tepki gibi ‘sancı'ya dönüştürmeleri ağrıyı epistemolojik incelemelerden alıkoymaktadır. Ağrının salt fizyolojik, patolojik ya da böylesi bir klinik vak'a türünden arındırılması gerekir. Ağrı'nın tıp tarafından tarih boyunca nasıl algılandığı henüz bilinmediği için ağrı'nın tarihi üzerine uğraş vermek anlamlıdır.

6) Hastalıkların artması ile tıp hastanelerinin çoğalması arasında doğrusal ilişki vardır.

7) Sağlık profesyonellerinin teknik ya da yorum hatalarına meslektaşları da artık kuşkuyla bakmaktadır. Eğitim, hukuk ve siyaset kurumları için de benzer yargı geçerlidir. Ancak “sağlık üretimi millileştirilerek kliniklerin gizli önyargıları denetlenmelidir” argümanı tersine çevrilerek tıp kökenli hekimlerin üniversite yönetiminde tepe noktaya gelerek millileştirme söylemleri pekişmektedir. Bu bağlamda Türkiye'de Rektörlerin büyük çoğunluğunun tıp mesleğinden gelmeleri araştırma kapsamındadır.

8) Sağlık profesyonellerinin klinik yöntemleri ayrılmaz bir deneye dönüşmüş; istatistiksel, verisel ya da ampirik sonuçlardan çıkan analizlerin tutulduğu muhasebe defterine sokularak tıbbi teknokrasinin ve tıbbi denetimin meşruiyeti sağlanmıştır. Böylece bilanço kalemlerine yansıtılan tıbbi etiket hastayı dışlanmışa sürüklemektedir. Alkolikler, akıl hastaları, AIDS'liler, kalp krizi geçirmiş kişiler, kanser hastaları, eski mahkûmlar vb. gibi. Tıbbi denetimin ayrılmaz parçası haline gelen muhasebe defterleri batı ülkeleri ya da ABD gibi ‘kayıtlı toplumlarda' karşı konulamaz bir tekel oluşturur. Sözgelimi Colombia'da tıp okullarının kapatılmasını önermek tartışma konusu bile değildir. Çünkü bu öneriyi yapan kişi hemen çocuk katliamı ya da yoksulları kitlesel ölüme sürükleyen ‘kalpsiz bir cani' olarak etiketlenir.

9) İstatistikler ve veriler bireyi değil ortalamayı kapsadığı için hekimlerin ilaç ya da tedavi yöntemini tamamlayıcı özellikten öteye geçmemektedir. Tıp hizmeti diğer sektörler gibi reklam ya da promosyon yapmaz. Çünkü hizmet, karşılıksız bir zorunluluğa dönüştüğü için tıp hizmetinin pazarlanmasında alıcı ‘normal' kişi olarak görülmez. Modern tıp, yüksek çözünürlüklü aletler ve başdöndürücü teknolojiyle desteklenirken tıbbi iletişim ve tıbbın içindeki etkin sosyalizasyon ortadan kalkmakta ve hastanın hekime karşı itaati, patriyarkal inanca dayanarak hekimin seçkinci otoritesini pekiştirmektedir.

Yöntem
Araştırma verilerinin toplanmasında nitel araştırma yöntemi kullanılmış, yarı yapılandırılmış mülakat tekniğine göre derinlemesine betimleme uygulanmıştır. Bu yönüyle olay ve olgular yakından izlenerek gözlemsel bir yol tercih edilmiştir. Araştırmada metodolojik göreceliğe dayalı yöntem izlenmiş, saha araştırmasından elde edilen sonuçlar gözlemcinin konumu, gözlem koşulları, gözlem ölçeği ve verili bir aşamada gerçekliğin bölünmesi ile ilişkilendirilmiş ve ilişki kurma temelinde şekillendirilmiştir. Bununla birlikte araştırmanın disiplinlerarası olması bakış açılarına bağlı olarak gerçekliğin betimlenmesinde değişebilir ihtimalleri göz önünde tutmayı gerekli kılmaktadır.

Örneklem: Araştırma Türkiye'de devlet üniversitelerindeki tıp fakültesine bağlı öğretim üyelerinden oluşmaktadır. Pilot uygulama alanı olarak Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri seçilmiştir. Araştırmada ilgili sorunsalların açık-uçlu sorular şeklinde araştırmanın boylamlandırılmasına olanak tanıdığı ve bir bütün içinden seçilmiş parçaların ele alınmasına dayandığı için amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır.

Sınırlılık: Araştırma; Türkiye'de devlet ve vakıf üniversitelerine bağlı tıp fakülteleriyle sınırlandırılmış, Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastaneleri ve diğer özel hastaneler örneklemin dışında tutulmuştur.

Analiz: 31 Aralık 2007 yılı itibariyle Türkiye'de devlet(85) ve vakıf(30) üniversitelerinin sayısı 115'tir ve her geçen yıl artacağı tahmin edilmektedir. Özellikle bazı vakıf üniversitelerinin tıbbi örgütlenmeyle hastane üniversitelerine dönüşmeleri olasılık dahilindedir (Acıbadem Üniversitesi ve İstanbul Bilim Üniversitesi gibi). Sözgelimi Acıbadem Sağlık Grubu Acıbadem Üniversitesi, Alman Hastanesi İstanbul Rönesans Üniversitesi, Florence Nightingale Araştırma ve Uygulama Merkezi ise İstanbul Bilim Üniversitesi çatısı altında örgütlenmektedir. Bununla birlikte Medicana ve Anadolu Sağlık Merkezi de üniversiteleşme planı içinde olan diğer gruplardır.

Diğer meslek gruplarına oranla Türkiye'de devlet üniversitelerindeki Rektörlerin yarıya yakını (%49,4) hekimdir. Tıp fakültesi olan üniversitelerde Rektörlerin hekim olma olasılıkları tabloda görüldüğü üzere yüksektir. Vakıf üniversitelerinde ise bu oranın düşük olması (%13,3) ilgili üniversitelerin hastanelerinin olmamasıyla ilişkili olabilir.

Tıbbın Modernizasyonu ya da Modern Tıp
Modern tıp, batıda tarihsel olasılığı rasyonel olan koşullar altında 18 yy'ın sonlarında oluştu. Türkiye'de ise tıbbın modernizasyonu ile çağdaş tıp eğitimi 1827 yılına rastlar. Bu tarih Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin kuruluş tarihi olarak kabul edilse bile 1933 yılından itibaren İstanbul Tıp Fakültesi olarak isimlendirilmiştir. 1893 yılında Cerrahpaşa Hastanesi sağlık merkezi olarak kolera salgınında geçici hastane şeklinde kurulmuş, 1933'ten itibaren klinikleri kurularak örgütlenmiştir. ‘Görünür' sebebe dayalı olarak kuruluşta karşılaşılan en temel sorun binalardı. Bu durum, Cerrahpaşa binaları belediyenin olduğu için Belediye Meclisi ile Üniversite Senatosu arasında karşılıklı dirençlerin yaşandığını, mekân ve imar arasında siyasal yönlü çekişmelerin varlığını gündeme taşır. Ancak siyasal çekişmeler 28 Temmuz 1967'de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin kuruluş prosedürünü tamamlaması ile son bulmuş olsa bile bunu ‘görünür' sebebe bağlamak gerekir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında halk sağlığı olarak bilinen Hıfzıssıhha Okulu kurulmuş (1928) ve ilk müdürü Dr. Ralph Collins ile beraber Rockefeller Vakfı'nın mali desteği ile örgütlenmeye çalışmıştır. Ancak 1983 yılının ortalarında okuldaki uzmanlar ve personel değişikliği ileri sürülerek okul fiilen kapatılmıştır. Hıfzıssıhha Okulu kapatıldığında Türkiye'de 15 tıp fakültesi vardı. Ancak dikkâtleri Halk Sağlığı Okulları'nın verdiği eğitime çevirmek gerekir. Çünkü, lisansüstü ve doktora düzeyinde eğitim veren okula sadece hekimler değil, her meslekten (hemşire, eğitimci, yönetici, istatistikçi, mühendis, veteriner vb.) insanlar katılabiliyordu. Dolayısıyla belki de Türkiye'de tıp felsefesi için önemli bir girişimsel çaba olarak düşünülen ve tıp fakültelerinin olanaklarının dışında araştırma ve danışmanlık hizmeti verebilecek bir okul niteliğinde (akademik, idari ve mali özerklik kazanamasa bile) ele almak dikkât çekici bir adım olarak değerlendirilebilir.

Batı ülkelerinde 18 yy'da tıbbın modernize edilmesi klinik ile ‘görünür' bir pozitif bilimin söylemi şeklinde “neyiniz var?” sorusunu “nereniz ağrıyor?” biçimine dönüştürdü. Fransa'da klinik öğretimin ilk düzenlendiği mekân askeri hastanelerdi. Bu bağlamda olmak üzere Türkiye'de askeri hastane olan Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde klinik hizmetlere dönük tıbbi modernizasyon çalışmaları konunun boylamlandırılması açısından ayrıca araştırılması gereken bir konudur. Fransa'da kralın emriyle 1775'te P. Haudesierck tarafından hazırlanan hastaneler yönetmeliğinin 13.maddesi her öğretim yılına ordu ve garnizonlardaki askeri birliklerde bulunan başlıca hastalıklarla ilgili pratik ve klinik bir ders koyulması zorunluluğunu getirmiştir. Böylece klinik tıp, emir-komuta ilişkisinde yukarıdan aşağıya doğru oluşturulmuş tekbiçimci bir bilgiden bilgisizliğe giden bir yön ile belirlenmiştir. Ancak klinik tıbbi bakış, gözlemci bakışı değil; bir kurum tarafından desteklenen ve doğrulanan hekimin karar ve müdahale yetkisi olan profesyonel hekimliğin bakışımına indirgenmektedir. Böylesi bir bakış, semptom ve tanı koymada risk ve hesabı devreye sokan, genişleyerek kontrolsüz bir ölçme aygıtı sunan nicel bakıştır. Böylece çözülemeyen çokluk içindeki eylem dili, tıbbi kesinlik içinde gözlemlenmiş bireysellikten değil, gözden geçirilmiş birçok bireysel olgudan meydana gelir. Bu durumda kesinlik, istenildiği kadar olasılığa bölünen bir bütünü içerir. Klinik tıp yalnızca görünürü okurken, bakışın durmadan gezindiğini ve göz atış'ın durmadan dümdüz gittiğini fark edemez. Perküsyon şeklinde müzikte ses tınısı ve frekanslar arası geçişi parmaklarla yoklamak gibi vücuda parmaklarla özel şekillerde vurarak alınan sese göre oradaki organ ve boşlukların durumunu muayene etmektir bakışımın kendisi.

Antropolojik Tıp Enstitüsü
Antropoloji, modern toplum ve kültürlerin değer kavramının bulunmadığından söz ederken asıl olan şeyin aşkınlık ve soyutlama ile karşılıklı-rızaya dayalı olduğunu, değer sisteminin salt yazılı sözleşmeler yoluyla biçimlenmediğini vurgular. Hasta olan insanlara ve yaşamlarına uzmanların çoğaltılıp müdahalelerde bulunmasını sağlamak yerine, insanların kendi çevrelerinde denetimlerinin olduğu bir yaşamsal örgütlenmenin sağlanması anlamlıdır. Dahası, profesyonel müdahaleyi en aza indiren toplum, sağlık için en iyi koşulları hazırlama eğilimine sahip toplumdur. Antropolojik Tıp Enstitüsü, gözlem, dil, bakışımlılık ve perspektif üzerinde analiz edilmesi gereken bir örgütlenme şeklinde düşünülmeli. Dolayısıyla gözlemci hastanın hikâyesinde müdahale değil, biçimlendirici açık-uçlu sorular sormalı, tanı koyma böylece sohbet ilişkisinde gerçekleşmelidir. Amaç, adım adım hastanın hikâyesine yönelmektir. Yapılan araştırmalar klinikte gözlemin hastanın hikâyesini anlatmaya başlamasından 12 saniye sonra gözlemcinin araya girdiğini göstermektedir. Hekimin hastalarına karşı olumsuz hisleri sebebiyle onları doğruyu söylemeyen, akli dengesi bozuk, hayalperest, nörotik ya da hastalık türüne göre ‘fişledikleri' biçimiyle ele almasının ötesinde duygudaşlık ve kayıp hissiyata dönüşmelerinin yarattığı yorum hatalarının dışında; yanlış dozda ilaç yapmak, yanlış kan vermek, röntgen filmlerini sol yerine sağ olarak etiketlemek gibi teknik hataları klinik tıbbın ‘görünür' tarafını yansıtmaktadır. Tam gün içki içen birine alkole bağlı siroz teşhisi konulduğunda, amfizemi olan sigara tiryakilerine ya da çok şişman şeker hastalarına iğrenme yoluyla bakışımsız yönelimli klinik uygulamalar vizite denilen hekimin hastanedeki hastaları dolaşıp yoklamasının yerini, görünür kılınacak bir anlamda muayene için hekime ödenen ücret şekline dönüştürmektedir. Aslında ebeveynlerin söylediklerinin tercümesinden başka bir şey olmayan pediatri'nin gece nöbeti ya da vardiya usulü çalışan, telefonlara cevap veren ya da tele-sekreterli çağrı cihazları / teyp kayıtları ile henüz daha sohbetin tedavi uygulamalarının başlangıcında görünür / mekanik bir klinik tıp imgesi ağır basmaktadır.

Tıp fakültelerinde yönetim, artan bir şekilde sigorta şirketleri, döner sermayeler, sağlık destek kurumları ve hastane temelli yöneticilerin elindedir. Sözgelimi pediatristler çocuklarda normal olmayan bir klinik vak'a bulurlarsa bunu prestijli bir dergide yayımlamak fikrini göz ardı etmezler. Peki ya öncelik sırası yer değiştirirse sonuç ne olur? Ki, Atanma ve Yükseltme Kriterleri daha çok yayın yapma / nicel çokluk yoluyla kinik bir yönteme dayalı denetimi ‘teşvik' unsuru haline getirmekte, böylece denetleyen, aralıksız bir dürtü ile denetlenildiğinin farkına varmayan ve denetimin kendine özgü ayrı bir dünyasını yaratmaktadır. Öznenin hem kendisi hem de nesnesi durumundaki meslekten olmayanlar (paraprofesyonel) tıp mesleğinin anlaşılmaz ve ezoterik bir tıbbi jargonunun sadece hekimlere özgü olduğu yargısını tarumar eder. Böylesi bir bilgi-bilimsel çabanın doğal bir sonucu; örneğin, Hiperaktif Sinovyum'un özünde ‘tek boynuzlu masal canavarı' olduğunu bulmasına benzer.

Yakın bir zamanda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kurumların çoğunu şok edecek şu sonuca vardı: “Ülkelerin ulusal sağlık düzeylerini yükseltmenin en önemli adımı olarak temel sağlık hizmetinin profesyonellikten arındırılması gerekir”. Tıbbi sağaltım açısından “şok” eden böylesi bir sonuç belki de sarsıntı bilimi olarak bilinen travmatoloji anabilim dalı perspektiften ele alınabilir.

Klinik tıbbın karar ağaçlarına (algoritmalar) yönelik teşhisi, dijital teknolojiyle öğretilirken hastaya boğaz ağrısı gibi sıradan bir belirti sorulduğunda “evet-hayır” seçenekleri ile cevaplandıracak ve diğer alt soruda lenf bezlerindeki şişlik mi buna sebep? sorusuna yine “evet-hayır” seçenekleri ile karşılık vererek sorular devam edecektir. Hastayı “evet-hayır” seçeneklerine mahkûm eden hasta-hekim ilişkisi, eğitim sisteminde de öğrenci-öğretmen ilişkisinde çoktan seçmeli testler yoluyla karşılık bulmaktadır. Adli olgularda tıbbi kurum (Sağlık Bakanlığı) ile adli kurum (Adalet Bakanlığı) arasındaki yetke alanı sorunsalı devamedegelmektedir. Açıkçası bunu yönetsel yetke çatışması olarak anlamlandırmak olasıdır. Adli tıbbın dosyalayarak fişlediği olgulara dayalı belgeler, arşivler ve hatıratlar dilbilimsel çözümlemeler ile incelenebilir. Böylece merkezi önemde işlevsellik misyonu taşıyacak olan Antropolojik Tıp Enstitüsü ilgili üniversitelerin tüm fakülte ve yüksekokulları ile entegre bir bağlantı kurabilir. Örneğin büyük şehirlerden taşra üniversitesine gelen ya da taşra bölgesinden büyük şehirlerdeki üniversitelerde okuyan öğrencilerin sınıf içi, sınıf dışı davranışları, sınav kağıtlarına yansıttıkları ifadeler ya da yazı karakterleri psikanalitik çözümlemeler ile ele alınabilir. Böylece ceza hukuku aygıtı ile tıbbın tecrit'inin gölgesinden kurtulmaya yönelik adım atılabilir.

Beklenen Sonuç
Sözcükler bir düşünceden başka bir düşünceye geçtiğinde ölürler ve bu ölüm an'ı düşünce üretme biçiminin ta-kendisidir. Böylesi bir entelektüel uyarım insanca olmak, iyi ve kötü için kaygılanmaya yönelik bir misyonu vurgular. Kontrolsüz ve pazar sınırı olmayan başdöndürücü tıbbi teknoloji ile insanların kök embriyoları, -ki,fare hücreleri üzerinde yapılmış denemelerden sonra- ana rahmine hekim müdahalesi ile yerleştirildiği an'da doğup, elektro-ansefalogram beyin dalgalarının düzleştiği an'da ölmeleri doğum ve ölüm eylemindeki söz sahibi olma hakkını başlangıcı ve sonu belli olan bir evrene ve yine başlangıcı ve sonu belli olan bir operasyona dönüştürerek doğum ve ölümün ‘hastanelik' olmasından başka bir şey değildir. Sağlığın böylesi klinik tıbbın işlevsel bozukluğunda ‘kökünü kazımak' açıkçası bir şeyleri normal ölüm sürecinden, doğal vadesinden yoksun bırakmaktır. Etkili bir sağlık, işlevsel bozukluğun katlanılabilir hale getirilmesine ve iyileşmelerin çoğaltılmasına bağlıdır. Bunların yararlı şekilde karşılanması, endüstri ürünlerinin yapılıp pazarlanmasındaki verimlilikten, diploma sayısından, imar birimlerinden ya da tıbbi müdahalenin ‘görünür' klinik biçimlerinden mümkün olduğunca ayrılmasına bağlıdır. Oysa ki yazgıdan yoksun olan birey, doğum öncesinde kodlanmış bir yaşama sahip olup makinemsi bir çevrimselde kendisini sonsuza dek yeniden üretecek ise; o zaman yazgıları ile ölenlerin, yazgının üretemediği ve kusursuzlaşamayan geçmişin bireyinin acısı ne olacak? sorusu karşımıza çıkmaktadır ki işte bu belki de başlanması gereken yerde sözlerin bittiği an'dır.

Referanslar
Açık, Y., Oğuzöncül, F., Polat, S.A., Güngör, Y., Güngör, L. (2002) “Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencilerinin Tıp Eğitimi ve Mezuniyet Sonrası Hakkındaki Görüşleri”, Toplum ve Hekim Dergisi. 17(3): 189-194.

Aksu, G., Acuner, A.M., Tabak, R.S. (2002) “Sağlık Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatı

Yöneticilerinin İş Doyumuna Yönelik Bir Araştırma (Ankara Örneği)”, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 55(4): 271-282.

Alper, Z., Özdemir, H. (2004) “Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini Tercih Eden Öğrencilerin Kimi Sosyo-Demografik Özellikleri ve Mesleğe Bakış Açıları”, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 30(2): 93-96.

Altıntaş, A. (2007) “Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin Kuruluş Aşamaları”, Cerrahpaşa Tıp Dergisi 38: 106-117.

Asimov, I. (1988) Hedef Beyin. Çev: Gönül Suveren, İstanbul: Altın Kitaplar Yayınları. s.350.

Atıcı, E. (2007) “Hasta-Hekim İlişkisi Kavramı”, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 33(1): 45-50.

Atabek, E. (2001) “Türk Tabipleri Birliği İle Sağlık Bakanlığı İlişkileri”, Toplum ve Hekim Dergisi. 16(6): 460-461.

Avcı, K., Pala, K. (2004) “Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Çalışan Araştırma Görevlisi ve Uzman Doktorların Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi”, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 30(2): 81-85.

Barret-Kriegel, B. (2007) “Kral Katli-Ebeveyn Katli”, (ed.) Michel Foucault, 19 yy'da Bir Aile Cinayeti: Annemi, Kız kardeşimi, Erkek kardeşimi Katleden Ben Pierre Riviere. Çev: Erdoğan Yıldırım, A. Özgüner, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. 263-272.

Baudrillard, J. (2005) Anahtar Sözcükler. Çev: Oğuz Adanır, L. Yıldırım, Ankara: Paragraf Yayınları.

Bediz, A. U. (2002) “Aile Hekimlerinin Çalışma Koşulları İle İlgili Düşünceleri ve Özel Sektöre Bakış Açıları”, Toplum ve Hekim Dergisi. 17(3): 217-219.

Budakoğlu, İ.İ., Özkan, S., Maral, I., Bumin, M.A., Aygün, R. (2002) “Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencilerinin Tıp Eğitimi Hakkındaki Görüşleri”, Toplum ve Hekim Dergisi. 17(3): 189-194.

Büken, N.Ö. (2006) “Türkiye örneğinde akademik dünya ve akademik etik”, Hacettepe Tıp Dergisi 37: 164-170.

Castel, R. (2007) “Doktorlar ve Yargıçlar”, (ed.) Michel Foucault, 19 yy'da Bir Aile Cinayeti: Annemi, Kız kardeşimi, Erkek kardeşimi Katleden Ben Pierre Riviere. Çev: E. Yıldırım, A. Özgüner, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. 394-310.

Cirhinlioğlu, Z. (1996) Meslekler ve Sosyoloji. Ankara: Gündoğan Yayınları.

Coşkun, A. S., Elibol, P., Coşkun, M., Çalışkan, E., Tükenmez, M.A., Yeğen, B.Ç. (2007) “Hekimlerin ve Veteriner Hekimlerin Araştırmalarda Deney Hayvanı Kullanımına Bakış Açıları”, Cerrahpaşa Tıp Dergisi 38: 146-151.

Çolak, B., Etiler, N., Biçer, Ü. (2004) “Adli Tıp Hizmetleri Kim Tarafından Sunulmaktadır / Sunulmalıdır?: Sağlık Bakanlığı mı? Adalet Bakanlığı mı?”, Toplum ve Hekim Dergisi. 19(2): 131-138.

Dedeoğlu, N. (2001) “Hıfzıssıhha Okulu: Tarihçesi, Önemi”, Toplum ve Hekim Dergisi. 16(6): 468-469.

Demirer, Y. (2006) “Kültür ve Siyaset Ekseninde Sağlıkta Kavramsallaştırma: Hasta ve Hastalık Örnekleri”, Toplum ve Hekim Dergisi. 21(1): 25-31.

Derrida, J. (2007) Önemsizin Arkeolojisi Condillac Okuması. Çev: Mukadder Erkan, A. Utku, İstanbul: Otonom Yayınları.

Desjeux, D. (2005) Sosyal Bilimler. Çev: Kemal İnal, Ankara: Dost Yayınları.

Duyar, İ. (2006) “Eleştirel Medikal Antropoloji”, Toplum ve Hekim Dergisi. 21(1): 17-20.

Emir, S., Cin, Ş. (2004) “Çocuklarda Ağrı: Değerlendirme ve Yaklaşım”, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 57(3): 153-160.

Ertürk, N.T., Süt, N., Sipahioğlu, F. (2004) “Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Polikliniğine Başvuran Hastaların 3 Yıllık Profili”, Cerrahpaşa Tıp Dergisi 35(3): 115-121.

Fontana, A. (2007) “Akıl Duraklamaları”, (ed.) Michel Foucault, 19 yy'da Bir Aile Cinayeti: Annemi, Kız kardeşimi, Erkek kardeşimi Katleden Ben Pierre Riviere. Çev: E. Yıldırım, A. Özgüner, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. 311-327.

Foucault, M. (1975) The Birth of the Clinic. NewYork: Vintage.

Foucault, M. (1984) On the Genecalogy of Ethics. The Foucault Reader, (ed.) P. Rabinow, London: Penguin.

Foucault, M. (2006) Kliniğin Doğuşu. Çev: İ. M. Uysal, Ankara: Epos Yayınları.

Foucault, M. (2007) 19 yy'da Bir Aile Cinayeti: Annemi, Kız kardeşimi, Erkek kardeşimi Katleden Ben Pierre Riviere. Çev: E. Yıldırım, A. Özgüner, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Frazer, G. J. (1998) Altın Dal Dinin ve Folklorun Kökleri II. Çev: Mehmet H. Doğan, İstanbul: Payel Yayınları.

Freidson, E. (1975) Doctoring together: A study of Professional social control. NewYork: Elseiver.

Freidson, E. (1988) Profession of Medicine, A Study of the Sociology of Applied Knowledge. US: The Univ. of Chicago Press.

Freidson, E. (1991) The Theory of Professions: Lawyers, Doctors and Others. (ed.) R.Dingwall, London: MacMillan.

Furedi, F. (2001) Korku Kültürü Risk Almamanın Riskleri. Çev: Barış Yıldırım, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Goodchild, P. (2005) Deleuze & Guattari Arzu Politikasına Giriş. Çev: Rahmi G. Öğdül, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Groopman, J. (2007) Doktorlar Nasıl Düşünür? Çev: Serhat Ataman, İstanbul: Mikado Yayınları.

Gün, İ., Öztürk, A., Öztürk, Y. (2004) “Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İntern Doktorlarının Tıp Eğitimine ve Tıpta Uzmanlık Sınavına Bakışlarının Değerlendirilmesi”, Toplum ve Hekim Dergisi. 19(2): 223-228.

Güneş, G., Kaya, M., Pehlivan, E. (2000) “Tıp Fakültesi Öğrencilerinin Ailelerinde Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle İlgili Bir Araştırma”, Toplum ve Hekim Dergisi. 15(5): 391-397.

Gürpınar, E., Musal, B. (2003) “Tıp Eğitiminin Gelişim Süreci”, Toplum ve Hekim Dergisi. 18(6): 446-451.

Haug, M.R. (1973) “Profesyonelleşmeme: Gelecek İçin Alternatif Bir Hipotez”, (der.) Çev: Zafer Cirhinlioğlu, Meslekler ve Sosyoloji, Ankara: Gündoğan Yayınları. 129-150.

Higgs-Klein, N., Kapelianis, D. (1999) “The Role of Professional Codes In Regulating Ethical Conduct”, Journal of Business Ethics 19(4) Netherlands: Kluwer.

Illich, I. (1977a) Disabling Professions. London: Marion Bayars.

Illich, I. (1977b) Limits to Medicine. NewYork: Penguin.

Illich, I. (1995) Sağlığın Gaspı. Çev: Süha Sertabiboğlu, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Illich, I. (2005) Okulsuz Toplum. Çev:Mehmet Özay, İstanbul: Şule Yayınları.

Kasapçopur, Ö. (2007) “Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği”, Cerrahpaşa Tıp Dergisi 38: 161-165.

Kılıçarslan, A., Yıldız A.N., Bilir, N. (2006) “Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri'nde Çalışan Araştırma Görevlilerinin Mesleksel Riskleri”, Hacettepe Tıp Dergisi 37: 179-185.

Köksal, S., Vehid, S., Tunçkale, A., Çerçel, A., Erginöz, E., Kaypmaz, A., Sipahioğlu, F., Özbal, A.N. (1999) “Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğrencilerinin Tıp Eğitimi ve Mezuniyet Sonrası İle İlgili Tutumları”, Cerrahpaşa Tıp Dergisi 30(4): 251-258.

Levi-Strauss, C. (2004) Hüzünlü Dönenceler. Çev: Ömer Bozkurt, 4. Baskı, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

Levi-Strauss, C. (1997) Irk, Tarih ve Kültür. Çev: Haldun Bayrı, R. Erdem, A. Oyacıoğlu, I. Ergüden, İstanbul: Metis Yayınları.

Light, D., Levine, S. (1988) “Tıp Mesleğinin Değişen Yanı: Kuramsal Bir İnceleme”, (der.) Çev: Zafer Cirhinlioğlu, Meslekler ve Sosyoloji, Ankara: Gündoğan Yayınları.

Mauss, M. (2006) Sosyoloji ve Antropoloji. Çev: Özcan Doğan, Ankara: Doğu-Batı Yayınları.

Merriam, B. S. (1998) Qualitative Research and Case Study Applications In Education. San Francisco: Jossey-Bass.

Morrell, K. (2004) Analysing Professional Work In The Public Sector: The Case of NHS Nurses. Business School Research Series, 188 (8). UK.

Navarro, V. (2003) “Birleşik Devletler Sağlık Hizmetlerinin İnsanlık Dışı Durumu”, Toplum ve Hekim Dergisi. 18(6): 443-445.

Newell, K. (1975) “Health by the people”, Geneva: World Health Organization

Ortiz, J.J., Ford, L.R. (2005) “Existence of Staff Barriers to Partner Violance Screening and Screening Practices in Military Prenatal Settings”, JOGNN Clinical Research 34(1): 63-69.

Özbudun, S. (2006) “Toplumsal-Cinsiyet Hiyerarşi Mekanı Olarak İnsan Bedeni”, Toplum ve Hekim Dergisi. 21(1): 21-24.

Özçelik, B. Hastane Üniversiteleri, Hürriyet İK, 06,01,2008. s.1.

Özdemir, M.H., Salaçin, S. (2000) “Sağlık Çalışanlarının Adli Olguları Bildirim Sorumluluğu”, Toplum ve Hekim Dergisi. 15(3): 223-228.

Özvarış, Ş.B., Sayek, İ. (2005) “Tıp eğitiminde değişim”, Hacettepe Tıp Dergisi 36: 65-74.

Rosental, M. (2002) Medical professional autonomy in an era of accountability and regulation: Voices of doctors under siege. (ed.) M. Dent, S. Whitehead, Managing Professional Identities 61-81. London: Routledge.

Sartre, J. P. (2005) Bulantı. Çev: Selahattin Hilav, İstanbul: Can Yayınları.

Sencer, M. (1978) Toplumsal Araştırmalarda Yöntembilim. 172. Ankara: TODAİE Yayınları.

Smith, P. (2001) Rönesans ve Reform Çağı. Çev: Serpil Çağlayan, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Soljenitsin, A. (1971) 13 Numaralı Koğuş: Kanserliler Pavyonu. Çev: Necati Erkurt, İstanbul: Kitaş Yayınları.

Sontag, S. (2005) Metafor Olarak Hastalık / AIDS ve Metaforları. Çev: Osman Akınbay, İstanbul: Agora Yayınları.

Sökmensüer, L.K. (2007) “Embriyonik kök hücreler ve tedavi amaçlı kullanımları”, Hacettepe Tıp Dergisi 38: 15-19.

Şahin, H., Tuğlular, I. (2000) “Türkiye'de Advers İlaç Etkilerinin İzlenmesine Yönelik Bir Organizasyon Önerisi”, Toplum ve Hekim Dergisi. 15(5): 356-361.

TRT2, İnsanlık Hali Programı, 24,02,2008. Saat:00.04.

Turhan, M. (1969) Kültür Değişmeleri. İstanbul: Milli Eğitim Yayınları

Türkmen, N., Akgöz, S., Çoltu, A., Ergin, N. (2005) “Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine Başvuran Adli Olguların Değerlendirilmesi”, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 31(1): 25-29.

Üçkuyu, Y. (2003) “19. Yüzyıldan Cumhuriyet Türkiye'sine Osmanlı'larda Sağlık”, Toplum ve Hekim Dergisi. 18(3): 205-213.

Yarış, E. (2003) “Globalleşme ve İlaç”, Toplum ve Hekim Dergisi. 18(3): 200-204.

Yıldırım, A., Şimşek, H. (2000) Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayınları.

http://tdk.gov.tr

http://yok.gov.tr Erişim Tar: 04,07,2007.

http://ttb.org.tr

http://bayblon.com

  • Başa Dön
  • Giriş
  • [ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
    [ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


    tarafından geliştirilmiştir